Düşünmesini Seven İnsandı

DÜŞÜNMESİNİ SEVEN İNSANDI

Övmek veya övülmek gibi olmasın, düşünmesini seven bir insandı.
Her fırsatta düşünür ve düşünmekten, düşünür bir insan olmaktan kıvanç duyardı. Etrafındaki
kimseler onun değerini bilmeseler de, o kendi değerini bilir ve düşünmeyen insanlardan iltifat bekle-
mezdi.
Düşünmeyen insanlar, düşünen insanların değerini nereden bileceklerdi ki!..
Kızardı onlara, nefret ederdi düşünmeyen insanlardan ve sık sık ikaz ederek uyarmak isterdi
onları.,–Neden düşünmüyorsun?—Neden düşünmüyorlar?
Gerçi onların neden düşünmediklerini düşünmez fakat yine de nefret ederdi onlardan!..Çünkü
kabul edebileceği hiçbir mazeret yoktu. Düşünmeliydi insan ve düşünmeliydi bütün insanlar.Geçen-
lerde dört yaşındaki çocuğu oyuncağını kaybetmiş ve çocuğuna “Düşün oğlum.Düşünerek bulabilir-
sin” demişti. Çünkü, tüm insanlar küçük yaşta düşünmeye başlamalıydı. Çocuk ise üç-beş dakika
sonra yanına gelmiş “Baba, ben düşündüm bulamadım. Hadi benim yerime sen düşün de bul!”demişti.
Çok sinirlenmişti bu cevap karşısında!..
T.C. Vatandaşlarındaki yaygın hastalık, çocuğuna da bulaşmış mıydı?
İnsan, kendi meselesini kendi düşünmeliydi!..Sizin yerinize başkaları düşünürse, kafanız dert-
den, sırtınız semerden kurtulabilir miydi?
Son yetmiş yıldır başkaları tarafından düşünülen T.C. Vatandaşlarının durumu belliydi işte!..
Kendi meselelerini kendileri düşünmeyen bu insanlar, düşünür değil, düşkün olmuşlardı.
Evden ayrılırken yorgun ve huzursuz olduğunu hissetti. Gece uyuyamamıştı.Uyuyamama nede-
nini düşününce aldığı derin nefes ile göğsü kabardı.
Düşünmeyen insanlar uyurken, o düşündüğü için uykusuz kalmıştı. Yolda yürürken uykusunu
kaçıran meseleyi yeniden düşünmeye başladı. Çünkü bütün gece düşünmesine rağmen bir minare-
ye ineceği rivayet edilen Hz. İsa (a.s.)’ın nereye ve hangi minareye ineceğini bulamamıştı.
Bu sıradan bir mesele değildi!..
Ya ineceği minarenin kapısı kapalı olursa, minareden nasıl inecek ve nasıl dışarıya çıkacaktı?
Bu düşünülmeli ve ineceği minarenin kapısı mutlaka açık bırakılmalıydı.
Hem hangi vasıfla inecekti İsa Aleyhisselam?
Peygamber vasfıyla inse olmazdı. Çünkü son peygamber (a.s.) gönderilmişti.Son peygambere
ümmet olma vasfıyla inse ne olacaktı?
Onbeş yirmi senedir makam koltuğunun yumuşaklığına alışan müftüler bu makamlardan inip,
kendileri gibi (!) Ümmet-i Muhammed’den olan bir mü’mine tabi olacaklar mıydı?
Eee e, ne olacaktı?
“Ahh şu düşünmeyen insanlar” diye iç geçirdi. Düşünmeyen insanlar,düşünmezlerdi böyle
önemli meseleleri.
Çiselemeye başlayan yağmur canını sıkmıştı.”Şemsiyeyi evde unuttum” diyecekti kendi kendi-
ne, fakat diyemedi. Çünkü kendisinin değil karısının suçuydu, karısı unutmuştu şemsiyeyi vermeyi!..
Kadın milleti değil mi düşünmezlerdi ki!..
İnsan hiç havaya bakmaz mıydı ve havayı bulutlu görerek şemsiyeyi kocasına vermez miydi?
Hanımının düşüncesizliği yüzünden ıslanıyordu işte.
Otobüs durağına gelmişti.
Sıraya girdi ve otobüsün gelmesini beklemeye başladı. Biletlerini çıkararak ellerinde tutan sıra-
daki insanlara gülümseyerek baktı. Daha otobüs gelmeden biletlerini hazırlıyorlardı. Halbuki bilet
çıkarmak bir anlık işti. Bunda acele davranmaya ne gerek vardı?
Otobüs gelince elini cüzdanına atarak ilerlemeye başladı. Aksilik bu ya bileti kalmamıştı!..
Otobüse attığı adımını geri çekerek bilet almak için kuyruğa yöneldi. Bilet kuyruğunun uzunluğu
sıkıntısını daha da arttırdı. “Ah şu memleketin kuyrukları” dedi içinden.
Kuyruksuz ne vardı şu memlekette?
Bayrak,
bir milletin sembolü olduğuna göre bu milletin bayrağındaki yıldız, kuyruklu yıldız olmalı ve bu
kuyruklu yıldız, kuyruklarda ömür tüketen halkı temsil etmeliydi. Bu düşüncesinin,kanunlara aykırı
olacağı endişesiyle irkildi !..Hemen uzaklaştı bu düşünceden.
Çünkü kanunlara aykırı düşünmek istemezdi.
Bilet sırasının daha ne kadar olduğunu anlamak için önündeki şemsiyelerin altından vezneye
baktı. Elindeki çantayla vezneye yaklaşan adam dikkatini çekmişti. Adam veznenin arka penceresin-
den parayı uzatarak bilet almıştı. “Namussuz herif” diye bağırmak istedi. Bekleyenlere hiç saygısı
yoktu bu herifin. Kılık-kıyafetine bakılırsa önemli bir adamdı.”Ahh torpil ahh” dedi. Sırada beklerken,
iki-üç beyefendinin daha veznenin arka penceresinden bilet alması derdine dert katmıştı.
Fakat ne yapabilirdi ki?
Ya bu deveyi güdecek veya bu diyardan gidecekti. Veznenin arka penceresine yaklaşan bir
fabrika işçisini görünce yüzü gülümsedi. Veznenin arka penceresinden parayı uzatan fabrika işçisine
gülümseyerek bakıyor ve içinden “Evladım hiç sana verirler mi? Haddini bilsene” diyordu.Yüzündeki
gülümseme bir anda kayboldu. Çünkü o da veznenin arka penceresinden bilet almıştı !..
Karar verdi !..
Kendisi de veznenin arka penceresine gidecek ve bilet isteyecekti.
Vermezlerse basardı yaygarayı !..
Hadi o kelli felli adamları bir kenara bırakalım, o fabrika işçisinden ne eksiği vardı !..
Fakat yine de sırasını kaybetmemek için arkasındaki yaşlı kadına “Şimdi geleceğim” diyerek
sıradan çıktı. Sırasını garantiye almanın sevinciyle veznenin arka penceresine yanaştı. Orada oturan
ve bilet satan ikinci bir memuru görünce şaşırmıştı.
Şey…Bilet satıyor musunuz?
Beyefendi burada neden oturduğumuzu sanıyorsunuz? Tabii ki bilet satıyoruz.
Yani iki vezne olarak mı çalışıyorsunuz?
Beyim lafı uzatma !..Ne istiyorsun?
Biletini almış ve otobüse binmişti. Otobüs hareket ederken bilet kuyruğunda bekleyen insanlara
bakarak “Ah şu düşünmeyen insanlar” dedi. Düşünmeyen bu insanlarda kuyruk hastalığı vardı.
Nerede bi kuyruk görseler hemen girerlerdi.
İnsan düşünür, çevresine bakar !..
Yan tarafta bomboş vezne dururken, bir veznenin önünde kuyruğa girmenin alemi ne?
Otobüs Konağa doğru ilerlerken burnuna gelen sarımsak kokusundan rahatsız olmaya başla-
mıştı.Yanıbaşında oturan adam sarımsak kokulu nefesini, nefesi kuvvetli hocalar gibi yüzüne üflüyor-
du. Otobüs kalabalık olmasa arka tarafa doğru ilerleyecek ve bu pis kokulu nefesten kurtulacaktı.
Yerinde kıpırdanırken sıkıntı içinde iç geçirdi !..
Peygamber (a.s.) sarımsak yiyen mescide gelmesin buyurmuştu.”Ne güzel buyruk” dedi
kendi kendine.
Aslında otobüslere de binmemeleri lazımdı !..
Hem melekler de hoşlanmazmış bu kokudan ve uzaklaşırlarmış sarımsak yiyen kimsenin
yanından. Nitekim kendisi de hoşlanmıyordu, kendisi de uzaklaşmak istiyordu bu sarımsak yiyen
adamın yanından.
“Acaba ben de melek miyim?” diye bir düşünce geldi aklına !..
Ellerine baktı, burnunu kaşıdı ve “Yok canım” dedi içinden. Fakat düşünen bir insan olarak
düşünmeye de devam ediyordu. Sarımsağı ve meleklerin uzaklaşmasını tekrar düşündü.Sarımsak
insanların tansiyonunu düşürüyordu. Demek ki meleklerin uzaklaşması ve tansiyonun düşmesi ara-
sında da bir bağlantı vardı. Kimbilir belki de melekler uzaklaştığı için tansiyon düşüyordu.
O halde tansiyonun yükselmesi,
meleklerin gelmesine apaçık bir işaretti. Uzun yıllardır şikayette bulunduğu yüksek tansiyonu-
nundan, ilk defa gurur duyduğunu hissetti.
Otobüsten inmiş,dükkana doğru ilerliyordu. Vitrindeki bazı kitapları görünce “Melekler ve Tan-
siyon” isimli bir kitap yazma isteği belirdi içinde.
Fakat kim okuyacaktı ki?
Düşünmeyen insanlar ne anlardı böylesine ciddi meselelerden !..
Bunları düşünürken, İsmail isimli bir müslüman girmişti koluna. Severdi bu müslümanı ve hoş-
lanırdı onun konuşmalarından. Herhalde o da dükkana gidiyordu. Yolda yürürken melekler ve tansiyon
hakkındaki düşüncelerini açıkladı. İsmail hem dinliyor, hem de tebessüm ediyordu. Kendisini dinle-
dikten sonra kendisinin anlattığı gibi ilmi bir karşılık vermemiş, fakat yüksek tansiyonda ölen bazı
kafirlerin ismini zikretmişti.
Ne de olsa gençti,
daha anlamazdı böyle meselelerden !..
Bir büyük olarak hoşgördü ve ısrar etmedi melekler ve tansiyon hakkındaki görüşlerinde.Sonra
İsmail’i dinlemeye başladı. Anlattığına göre insan, insanın fıtri yapısı, insan fıtratının maruz kaldığı
cahili müdaheleler ve insanla toplum arasındaki ilişkileri araştırıyor ve düşüncelerini bu gibi konularda
yoğunlaştırıyormuş.
Cevap vermedi,
sadece başını sallayarak ayrıldı İsmail’in yanından. Alaylı bir tavırla bükülen dudaklarından,
herkes tarafından çiğnenen kaldırımlara şu fısıltılar dökülmüştü.,
…Sanki düşünülmesi gereken başka konu yok?

Bunlar da Dikkatinizi Çekebilir!

Makale Hakkında Yorum Yapın!

Bir Cevap Yazın

Makale Hakkında Yapılan Yorumlar

Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.

Birşey mi Aramıştınız ?

E Bülten Aboneliği