Esaretten Kurtarmak Nasıl Olur

Hz.Peygamber,<<ölmeden evvel ölünüz>> buyurmuştur.Çünkü, insanın<<ene>>sinin yüceltilmesi,
şirkten,putperestlikten başka bir şey değildir.
Kur’an-ı Kerim’de<<Allah insanların göğüslerine iki kalb koymamıştır>> der.Başkasını ve Allah’ı
sevmek için, ancak tek bir kalb vardır.
Öncelikle, kendimizden vazgeçmedikçe kendi gerçek varlığımızı keşfetmemiz mümkün değildir.
Benliğin yok olması (fena) manevi yolda yürümenin temel ve değişmez şartıdır. Maşuk’a ve Allah’a duyulan aşk
ise, bizi benliğimizden sökebilecek ve küçük<<ene>>mizin sınırlarını, bencilliklerini,sabırsızlıklarını(crispations)
aşmamıza imkan verebilecek en yüce güçtür.
Şeytan: Sufi Ebu Said’e şöyle seslenir:<<Ben>> dersen, sen de bana benzemiş olursun.>>
İnsanın, benliğinden vazgeçerek, Allah’a ulaşmak için takip ettiği yol Attar’ın hikayelerinde de,anlatılmıştır:
<<Dünyanın bilinen ve bilinmeyen bütün kuşları, kralları ve Allah’ın sembolü olan, efsanevi kuş, simorg aramaya
çıkmak üzere toplanmışlardı. Binlerce sınama ızdırap ve feragat arasında yedi vadiyi, yani, istek, aşk, bilgi,
istiğna, tevhid, hayret (vecd) ve yokluk (fena) vadilerini aştıktan sonra nihayet yolculuklarının sonuna varırlar.
Ancak kuşlardan çoğu, daha hareket etmeden önce, yolculuktan kaytarmışlardı. Çünkü, her birinin
belli bir tutkusu vardı. Bülbülün güle; tavus kuşunun yeryüzünün güzelliklerine; ördeğin suya; atmacanın kendisi-
ni besleyen kralın eline; balıkçıl kuşunun ise kendine yeten okyanus ile kıyılarına…Bu kuşlardan herbiri,zavallıca
mazaretler ileri sürüyorlardı. Onların bu mazeretleri putperestlikten başka bir şey değildi. Çünkü putperestlik,
bütün olmayana sanki bütünmüş gibi tapınmaktan ibarettir.
Bunun üzerine, yol gösterici olan hüdhüd kuşu (ki bu kuş Kur’an-ı Kerim’e göre, Saba Kraliçesini
Yahudi Kralı Hz.Süleyman’a götürmüştür) diğerlerine şu eski sırları tekrar hatırlatır:<<Aşk için,ızdırap çeken
ve kanayan kalb gerekir. Aşk, güç şeyleri sever. İçlerinde aşk olduğu içindir ki, kuşlar kendilerinde bu yolculuğa
çıkma arzusu duydular. Simorg’un düşüncesi kalblerindeki huzuru yok etti gitti. Sadece onun aşkı yüzbin kuşun
kalbini doldurdu ve gökyüzü birden onların kanatlarını açmalarıyla kararıverdi.
Yolları uzun ve meşakkatlidir. Öyle ki, her birinin kendi kendini öldürmesi gerekmektedir.Benlik aşkı,
aşk için en büyük engeldir. Benlikten vazgeçmek ise, yeniden dirilmenin ve ebedi hayatın sırrıdır.
<<Ölümden korkmuyorum>> diyordu kuşların herbiri. Hüdhüd de kalbi Allah’la birleşmiş olan bir
kimse için hiç ölüm mevcut olabilir mi? Diye cevap veriyordu. Kalbim O’nunla birleşmiştir. O halde artık benim
için zaman ve ölüm yoktur. Çünkü ölüm, zamandan kopmaktır. Zaman da bizim yok olan şeylere bağlılığımızdan
kaynaklanmaktadır.>>
Aşk vadisini aşarlar,<<Bu vadide aşk, ateş ile temsil edilmiştir. Dumanı ise akıldır.>>
Yola çıkarken kuşlar öylesine çoklardı ki, gökyüzünü görmek mümkün değildi. Ama, içlerinden sadece
otuz tanesi yedinci vadiye varabildi: Gönülleri kırık, canları bezgin, bedenleri yorgun, kolsuz kanatsız kalmış,
hasta ve perişan bir halde otuz kuş. İşte o zaman, herşeylerini verdikleri için, verdikleri herşey onlara iade edildi:
Burada yüz alem bir anda yanıverdi. Binlerce güneş, binlerce ay ve yıldız gördüler.
Kendilerine son geçidi kapayan küstah kapıcıya<<ruhlarımızı ateş yok etti>> dediler.<<Madem ki
ateşle birleşemiyorsunuz, o halde, imkansız bir şey için hayatınızı yitirmeyiniz.>> Pervane ateşi yuvası olarak
görüyor ve ondan hoşlanıyorsa, hiç ondan uzaklaşabilir mi?>> dediler kuşlar.
Bu son fedakarlıktan sonra, onlara kralları Simorg’un yüzünü müşahede etmelerine izin verildi:
<<Ondan, kendilerine büyük sırrı ifşa etmesini, varlıkların çokluğunu ve birliğini kuşatan bu sırrın anahtarını
kendilerine vermesini istediler.>>
Ve işte, bu otuz kuş kendi yüzlerinin aksine kral, Simorg’un, aradıkları Tanrı’nın yüzünü müşahede
ettiler. O, onların hepsinden başka bir şey değildi. Onlar da sadece ondan ibaretti. Çünkü, Tanrı, kendilerinden
ve herşeyden vazgeçmiş olan onların hepsinden başka bir yerde değildir. Simorg, onlara şöyle dedi:<<Benim
melektumun güneşi bir aynadır. Kim gelir bakarsa orada kendini görür. Her ne kadar derin bir şekilde değişmiş
te olsanız, kendinizi, önceden nasıl idiyseniz yine öyle görüyorsunuz. Korkunç yolun vadilerini aştığımızda,
benliğimizden vazgeçip kemale ulaşmak için büyük sıkıntılar içinde mücadele verdiğinizde, benim eylemime
göre hareket etmekten başka bir şey yapmadınız. O halde, kendinizi bende bulmanız için bende şerefle ve
zevkle yok olunuz.
Onlar ve Simorg böylece ancak tek bir varlık teşkil ediyorlardı.<<Nihayet kuşlar, Simorg’da ebediyyen
yok oldular; tıpkı gölgenin güneşte kaybolduğu gibi…Bütün mesele bundan ibarettir.<<Bu kuşların dilini alamış
olan kimse felsefe taşını bulmuş demektir.>>
Burada, İslam’ın; çoklukta Birlik’e ve Birlik’te çokluğa, yeniden doğup ebedi hayata kavuşmak için
benliğin yok edilmesine dair ulvi mesajın zirvesine ulaşmış bulunuyoruz.
<<Hatırlıyorum, bir gece uyuyamamıştım. Pervanenin muma şöyle dediğini işittim.<<Seni seviyorum!>>
ve bugünden de tükendiğimi anlıyorum. <<Ama sen niçin inliyor ve öyleyse neden yanıyorsun?<<Gülünç aşık>>
diye cevap verir mum.<<Sevgili dostum bal benden ayrıldı. Onun yumuşaklığı benden uzaklaştığından beri.
Yaralı aşık Ferhat gibi, bir ateş beni yakıyor.>> Mum konuşurken, gamlı bir gözyaşı çağlayanı solgun yüzünde
yayılıyordu. Bana şöyle dedi: Ey kendini beğenmiş! Aşktan yana hiçbir şey bilmiyorsun, Ne ızdırap çekmeyi,
ne de sabretmeyi biliyorsun.Çünkü, aleve birazcık dokundun mu hemen ondan kaçıyorsun. Oysa Ben, burada
onun tarafından yanıp, yok olmak için bulunuyorum. Eğer aşk ateşi kanadını biraz yakıyorsa,Orada tamamen
yanmaya bak, hiç değilse gönlünden geçir.
Gece henüz bitmemişti ki; Bir kadın birden mumu söndürüverdi. Duman yükselirken mumu ona
şöyle dedi: <<Ey yavrum! Bu, aşkın acımasız kanunudur.Öyleyse, bilmek istiyorsan işte sana sırr: Onun alevin-
den kurtuluş ancak ölümle olur.>>
<<Tıpkı mumun, nurlu ruhu aşk alevinde yaktığı gibi, Ben de tertemiz bir kalble kalbimi feda ettim.
Sen de pervaneler gibi, herşeyin hasretiyle Yanıp yokulmadıkça Aşk ıstırabından asla kurtulamıyacaksın.>>

Bunlar da Dikkatinizi Çekebilir!

Makale Hakkında Yorum Yapın!

Bir Cevap Yazın

Makale Hakkında Yapılan Yorumlar

Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.

Birşey mi Aramıştınız ?

E Bülten Aboneliği