Üç Rabb Nedir

Mele, Müfret ve Rahibi üç tarihsel şahsiyet olarak seçen Kur’an geneli kapsamak üzere ve her zaman
varolan bir tip ve sınıfın temsilcisi olarak açıklar. Bunlar her peygamber gönderilişinde, hakkın gönderilişinde ilk
karşı koyan üç simadır: Firavun,Karun ve Bel’am b.Baura.Firavun, insanlık tarihine egemen güç kudretinin temsil-
cisidir. Karun, insanlığa egemen ekonomik ve mali kudretin temsilcisidir. Bel’am Baura ise insanlar arasında
bulunan din kudretinin temsilcisidir; bu din hep onun aracılığıyla her üçü için sömürü aracı olur; insanları devamlı
olarak, adı dini ibadet, biçimi ise dünyevi ibadet olan ibadet bağı içinde tutabilme için özgürleştirici dinden bir ip
oluşturur.
Bu üçü, kendilerine özgü üç işe sahiptirler: biri güçle insanların başını tutar ve belini büker,biri cebini
boşaltır. Diğeri de kulağının dibinde fısıldar: ” Sabret,değmez; bunlar dünyanın süsüdür, değeri yok!” Bu üçü,
dünya tarihi boyunca elbirliği halindedirler.

Tarih boyunca gördüğümüz, mabet, saray ve dükkanın bir süper market(her üçü) oluşturduğudur.
İnsanlık, insan, halk, bütün hak dinler ve hak hareketler bu üç boyutlu ve üç şubeli Karun’un kurbanı olmuşlardır;
bu, teslistir.(üçleme)
Evrende üç tanrı yoktur, ama yeryüzünde üç tanrı vardır. Bu teslistir; bu üçü, Mesih’in şahsında üç
boyutlu hale gelir: Baba oğul ve Ruh’l-Kudüs. Bazen de tarihte her üçü bir bireyin şahsında toplanırlar. Papa!
Nitekim onun hem gücü, hem parası vardır hem de tanrının temsilcisidir. O, hiç kimseye fırsat vermez; hem
insanların başını tutar, hem cebini boşaltır, hem de kulağına fısıldar:” Değmez!” Bundan dolayı, tarih boyunca din
(Halka hükümet eden ve değişik devrelerde çeşitli milletlere hükümet etmiş bulunan din) bu resmi din görevlilerinin
(rahib(ı), Bel’am b.Baura) aracı olmuştur; nitekim diğer ikisi ile işbirliğiyle ve üçlü, teslise dayalı şirket çıkarına
halkı kölelik ve zillet altında, yabancı ırkları alçalma ve geri kalmışlık altında din adına, Allah’ın isteği adına tutmak-
tadır. Çobanlar ve mahrumlar (Allah’ın iradesinin yeryüzündeki kurucuları ve gönderilenler daima bunlardan seçil-
mişlerdir.) zincirinin peygamberleri, Karun’un şahsında somutlaşan, tarihte ölümsüz ve tarihe egemen bu üçlü
yüzü ezmek için çaba harcamışlardır. Bu üç yüz (tuhaftır!) son anına kadar peygamberlerin hareketiyle mücadele
etmiştir. Sonra ise şirk dininin resmi görevlisi rahib (peygamberlerin hareketinin karşısında durmadıklarında)
peygamberlerin hareketine katılmış ve ve o dinin rahibi adı altında yine halka karşı ve elbirliği halindeki diğer
ikisinin çıkarına hükmünü devam ettirir.Bu hepsinden daha korkunçtur.
Not: Mele,bir toplumun ve bir devrenin güçlüleri; Müfret,sözlükte, kendisini hiçbir insani sorumluluk duymayacak
ve bukalemun gibi insanların arasından çokça açlık, çile ve mahrumiyet çeken insanların arasından geçerken bile
renk değiştirmeyecek kalıcı ve varlıklı gören ve hisseden kişiler; Rahib de, tarihteki din yalancılarının başlarıdır.
Rahib sınıfı daima halka egemen sınıfın yanında olmuşlardır. Nitekim sihirbazlar ve melenin de firavunla elele
olduğunu görüyoruz.Bu üçü eleledirler.Bunlar Kur’an’da tarihte gerçeklikleri bulunan üç insan şeklindedirler;
ama sonra sembolik bir boyut kazanmışlardır.

İslam’da Bel’am b.Baura kimdir? Yahudi dininin büyük rahibi ve büyük din adamı Kab’ul Ahbar.
Peygamber’le ve İslam’ın gücüyle savaşamıyacağını anlayınca müslüman olur. İşte bu Bel’am Baura’yı Ebuzer
Gıfari’ye islam dersi verdiğini görüyoruz! Ebuzer servet ayetini okuduğunda, “Servet yığan ve Allah yolunda infak
etmeyenlere acı bir azabı müjdele.” Ka’ bu’l-Ahbar şöyle der: anlamış değilsiniz! Bu,yahudi ve hıristiyan dininde-
kilerle ilgilidir. Ama birisi hums ve zekatını verip dini görevlerini yerine getiriyorsa, bir tuğlası altın, bir tuğlası da
gümüşten bir saray da yapsa ona bir günah yoktur! Ebuzer oradan ayrılır. Çünkü peygamberin vefatı üzerinden
henüz birkaç yıl geçmemişken Ka’bu’l Ahbar’ın kendisine fıkıh ilkesi çıkardığını fetva vererek “İslam senin söyle-
diğin gibi değil, benim söylediğim gibi. Birisi dini görevlerini yerine getiriyorsa, bir tuğlası altın, bir tuğlası da
gümüşten bir saray da yapsa ona bir günah yoktur ve sorun değildir.” dediğini görmektedir. Ebuzer,bunun servet
meselesi olduğunu, asla hums ve zekat meselesi olmadığını, servetin kendisinin edildiğini söyler. Sonra sinirlenir
ve bir deve kemiğiyle Ka’bu’l Ahbar’ın kafasına öyle bir vurur ki kan akmaya başlar. İslam (Hikmet ve adalet için
“inandığımız gib” ve hak önderliği halk nedeniyle ve Allah yolunda kurmak için gelmiş bulunan büyük Allah elçi-
lerinin hareketini sürdürme olarak) sonuncu harekettir; kendi önderinin kılıcı ile Medine adında örnek,ideal bir
şehir,’ erdem şehri’ kuran harekettir. Kısa bir süre sonra İslam ve Tevhid toplumunda ruhbanlar ve ahbar- yani
Bel’am Baura- ortaya çıkar ve üç boyutlu o düzen bu kez İslam’da başlar.

Not: İnfak, şuna üç kuruş, bu dilenciye bir miktar kömür vermektir.’ Nafeka’ kökünden ‘ boşluk’ anlamına gelmek-
tedir. İnfak etmeyenler boşluğu doldurmayanlardır.Hangi boşluğu doldurmamaktadır sınıfsal boşluğu ve sosyal
aralığı evlerine yığdıkları servetleriyle doldurmamaktadırlar.)

Makale Hakkında Yorum Yapın!

Bir Cevap Yazın

Makale Hakkında Yapılan Yorumlar

Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.

Birşey mi Aramıştınız ?

E Bülten Aboneliği